Yenilenmenin Kara Güneşi

Toni Maraini

[1]

Souffles dergisi, 60’larda modern Fas kültürüne önemli katkıda bulundu. Bilhassa edebiyat, sanat ve kültür alanındaki ürünleriyle dikkat topladı ve doğumundan itibaren, önde gelen bazı şair, sanatçı ve entelektüellerin ilgisini çekti. Bu yalnızca bir edebiyat dergisi değildi; eleştirel metinler, manifestolar ve tarih yazılarıyla birlikte, sosyokültürel durum, sinema, tiyatro ve sanata dair not ve yorumlar da içeriyordu. Neokolonyal ideolojinin gerçek yüzünü gözler önüne sererek, ülkenin durgun edebi ve entelektüel atmosferine can verdi.

Souffles (Rabat), 6/1967 Kapak

Souffles – Action et Recherche
Culturelle (Rabat), 4/1968,
Yeni kültür derneği ile ilgili sayı

Souffles, Fas’ın Rabat kentinde yayımlanan üç aylık bir edebiyat ve kültür dergisiydi. İlk sayısı Şubat 1966’da, son sayısı ise Aralık 1971’de basılan dergi toplam yirmi iki sayı çıktı. Ressam Mohamed Melehi tarafından tasarlanan kapak sade fakat çekiciydi; üstteki kare şeklinin altında bir daire, kara bir güneş parıldıyordu. Söz konusu kompozisyon ilk on dört sayı boyunca aynı şekilde kullandı ve yalnızca kapak ile dairenin rengi değiştirildi. Arka kapakta, “Souffles” sözcüğünün Arapçası, yani “anfâs” (“esinti,” “nefes”) yazılıydı. Birlikte çıkan 10 ve 11. sayıya dek Fransızca hazırlanan dergi sonrasında iki dilli (Fransızca ve Arapça) olarak yayımlandı. Onbeşinci sayıdan sonra, derginin tasarımı, kapağı ve boyutları değiştirildi. Souffles dergisinin tarihine ilişkin yazılarda iki ayrı dönemden bahsedilir. 1966 ile 1969 yılları arasındaki ilk dönemde dergiye katkıda bulunanlar, yeni bir Fas ve Mağrip kültürü oluşturmaya yönelik hararetli bir çalışma sürdüren şair, yazar, sanatçı ve entelektüellerdi. 1969’dan 1971-72’ye dek süren ikinci döneme ise Marksist-Leninist yönde radikal bir ideolojik değişiklik damgasını vurmuştur.[2] Souffles‘un kurucusu ve editörü Abdellatif Laâbi, “Edebiyat artık yeterli değildi,” diyordu. Derginin, Üçüncü Dünyanın kolonyal emperyalizmden bağımsızlaşma mücadelesine ve ulusal politikalara ayrılmış siyaset kısmı, edebiyat kısmının önüne geçmişti. Souffles yeni yaklaşımından dolayı 1972’de yasaklandı; Laâbi de siyasi görüşlerinden dolayı tutuklandı. Hapishane bulunduğu süre içinde çok sayıda uluslararası şiir ödülü aldı ve uzun bir dayanışma kampanyasının ardından 1980’de özgürlüğüne kavuştu.

Fas 1956’da bağımsızlığına kavuşmuştu; fakat kültürü, kolonyal (Fransız ve İspanyol) ideolojinin boyunduruğundan kurtarmak için pek çok şey yapılması gerekiyordu. Sömürgecilik, tepeden bakan, Avrupa merkezli bir kültür dayatmış ve siyasi parti, dernek, toplantı ve grup etkinliklerini yasaklayarak yaşamın her alanını kontrol altına almıştı. Faslı yazarlar ve medya genellikle sansürlenmiş, Arapça kullanımı bile yakından izlenmişti. Sömürgeci yönetim; insanları, toprakları ve kaynakları temelde kendi çıkarlarına uygun şekilde kontrol etmek ve sömürmek üzere ülkeyi sanayileştirmiş ve modernleştirmişti. Yabancı güçler, ülkenin “egzotik” özelliklerine bayılmakla birlikte, yerel kültürün evrensel değerlerini, tarihi mirasını ve saygın kimliğini göz ardı etmişlerdi. İfade özgürlüğü engellenerek ulusal modernist avangardın gelişimi sekteye uğratılmıştı. Fas kültürü genellikle pitoresk bulunuyordu; modern düşünce ve entelektüel yaşam ise Faslılara uygun görülmüyor ve sömürgeci için bir tehdit olarak algılanıyordu. Oysa zengin bir tarihe sahip Fas ve Mağrip bölgesi; sanat, şiir ve düşünce gelenekleri açısından da zengindi ve daha sömürgecilerin gelmesinden önce bile modernist fikirler pek çok yöre ve çevrede yayılmıştı. Yakındoğu’daki Nahda‘nın (yenilenme) yankıları Mağrip bölgesini yirminci yüzyılının başından itibaren harekete geçirmişti. Entelektüel elit kesim enerjisinin çoğunu özgürlük mücadelesine ayırmış ve halkın ilerleme ve gelişme arzusu ayrımcı politikalarla engellenmiş olsa da modernist hareketler kararlı bir şekilde ilerliyordu. Sansüre ve denetime rağmen kentli elit çevrelerde entelektüeller ve yazarlar bulunuyor, incelemeler ve yayınlar çıkıyordu.[3] Ahmed Sefrioui ve Driss Chraïbi gibi bazı yazarlar ve felsefeci Mohamed Aziz Lahbabi Fransızca yayınlar yapmışlardı.

Yine de, bağımsızlığın kazanılmasının ardından bölgede hâlâ Avrupa merkezli sığ bir kültür anlayışı hakimdi. Batılı sanatçılar için düzenlenen sergilere yalnızca “yerel bir renk” katacak “naif” Faslı ressamlar kabul ediliyordu. Yöredeki Avrupalı şairler, yabancı kültür misyonlarına bağlı, clubs littéraires adı verilen edebiyat kulüplerinde toplanır, “elçilerin bahçelerine dair dizeler yazarlardı.”[4] Yalnızca Berberilerin halk sanatlarını ve edebiyatını ya da klasik Arap şiirinin incelikli geleneğini değil, Batı’nın ileri ürünlerini ve modernizmin cüretkar deneylerini de göz ardı ediyorlardı. Fas kültürel avangardının yarattıklarıyla ilgilenmiyorlardı. Batı dünyası sömürgeciliğin asıl anlamını her zaman bütünüyle idrak edememiş olduğundan, tüm bu hususları akılda bulundurmak önemlidir. Bu bakımdan, 50’lerde, sömürgeciliğin istismarlarını, Fas halkının dert ve ıstıraplarını ve kültürel kökenlerin bastırılışını açıkça dile getiren Germain Ayache[5] adlı Faslı tarihçinin cesur yazılarını okumak da hayli ilginç olabilir. Souffles‘un etkisini anlamak için, o günlerdeki duruma bakmak gerekiyor; tüm bu olayların çarpıcı sonuçları ortamı belirleme bakımından hâlâ etkiliydi. Dahası, yarım yüzyıllık kolonyal propaganda ve yalıtılmışlığın ardından Fas burjuvazisi ya kökleriyle bağını yitirmiş, ya da nostaljik veya dogmatik bir geçmiş fikrine sığınıp saplanmış haldeydi.  Modernist ulusal bir kültürün gür bir sesle dile getirilmesi, teorik zemininin açıkça tartışılması ve hayal ve tasarıların bağımsız Fas’ın yeni gerçekliklerine uygun şekilde somut olarak ifade edilmesi gerekiyordu.

Olağanüstü bir dizi koşulun bir araya gelmesiyle, 1964 yılında, Kazablanka ve Rabat’ta iki küçük sanatçı ve şair grubu güçlerini birleştirdiğinde tüm bunlar hayata geçirilebildi ve böylece, köklü değişiklikler getiren ve günümüzde de yeni bir dönemin nişanı olarak değerlendirilen bir hareket başladı. Fikirlerini açık bir şekilde ifade ederek, canlı ve özgün sanat ve edebiyat eserleri ürettiler; en önemlisi de, kendi bağımsız etkinliklerini düzenlemeye başladılar. Aynı yıl, 1964’te, entelektüeller önemli bir bağımsız dergi olan Arapça Aqlâm dergisini kurmuşlardı; fakat yayının içeriği şiirsel veya avangard olmaktan ziyade felsefi ve teorikti. Kültür, o zamana dek yabancı misyonların ya da devlet bürokrasisi ile tutucu elitlerin elinde olmuştu. Yazar Driss Chraïbi dışındaki üst kuşak entelektüeller yeni gruplara karamsar bir şaşkınlıkla bakıyor ya da onları hor görüyordu. Kimdi bunlar? Cüretkar fikirlere sahip bir avuç yaratıcı genç birdenbire ortaya çıkmış ve halkın ilgisini toplayıvermişti.

Souffles (Rabat), 1/1966, kapak
tasarımı Mohamed Melehi

Souffles (Rabat), 1/1966, arka
kapakta Arapça
anfâs” [esinti, nefes] yazısı

Kazablanka Grubu diye bilinen bir grup sanatçı  (Mohamed Melehi, Farid Belkahia, Mohamed Chebaa) yenilikçi etkinlik ve işlerle uğraşıyorlardı (resimler, sergiler, manifestolar, tartışmalar, yayınlar).[6] Bu sırada, 1964’te, genç ve yetenekli iki şair, Mohamed Khaïr-Eddine ile Mostafa Nissaboury, Kazablanka’da, Poésie Toute başlıklı bir manifesto ile Eaux Vives adlı eleştiri dergisini (yalnızca iki sayı olmak üzere) yayımladılar. “Khaïr-Eddine’ye göre, hem Fransız hem de Arap edebiyat geleneklerinden ayrılmak yeni kuşağın tarihi göreviydi.”[7] Abdellatif Laâbi adlı bir diğer genç şairle bir araya geldiklerinde Souffles dergisinin çıkması kaçınılmaz olmuştu ve Kazablanka Grubu’nun da katılmasıyla birlikte hareket hayata geçti.[8] Hedeflerini, umutlarını ve fikirlerini paylaştılar. Kendilerini; özgür, adil ve özgün bir ulusal kültür kurmaya kararlı bir kuşak olarak görüyorlardı. Gerçekten de avangarttılar. Laâbi, Souffles‘un ilk sayısında şöyle diyordu: “Gelecek adına tüm bilgi ve bilincimizi seferber ettik… bu derginin amacı, yeni edebiyat ve şiir kuşağına hizmet edecek bir araç olmak.”

Mohamed Melehi, Abdellatif Laâbi,
Mostafa Nissaboury, Rabat, 1966, Foto Noury

Ayağa kalkıp sığ sergi ve edebiyat kulüplerine “Yeter!” dediler ve değişime dair büyük beklentiler taşıdıklarını dile getirdiler. Sanat ve şiire dair isyanları sıcak yaz rüzgarı gibi etrafa yayılıverdi. O zamana dek yalnızlık içinde çalışmış olan sanatçı ve entelektüelleri aralarına katılmaya çağırıp yüreklendirdiler. Dolayısıyla, Abdellatif Laâbi,  Souffles projesini 1966’da Rabat’ta resmen hayata geçirdiğinde arkasında yetenekli ve kararlı bir grup şair, ressam ve entelektüelin desteği bulunuyordu. Proje, kahvelerde ve stüdyolarda yapılan hararetli ve büyük fikir ve tasarılarla dolu tartışmalarla yayılıp serpildi. Kapak ve görseller Kazablanka Grubu tarafından tasarlandı. Ressam Melehi o zamanlar ülkeyi kateden eski otobüslerden birine atlayıp dergiyi Tanca’ya götürdü. Dergi orada Rabat’a kıyasla daha düşük bir maliyetle basıldı. Souffles işte böyle doğmuştu.

İlk sayı inceydi, fakat “kaçınılmaz bir ihtiyacı” (Laâbi) karşılıyordu ve çok geçmeden de 100 sayfaya ulaştı. Artık Fransa’ya göçmüş olan Khaïr-Eddine comité d’action (icra kurulu) içinde bulunmuyordu, fakat şiirleriyle onlara katılıyordu.  (Ana dili Berberi olan) yalnız ve dertler içindeki Khaïr-Eddine yeni Fas şiirini (ve edebiyatını) “dil gerillaları” gibi kavramlarla ateşliyordu.[9] Bağ bahçe şiirlerinin ve klasik ağıtların işini bitirmek için birilerinin edebi Fransızca’nın kurallarını yıkmaya cesaret etmesi gerekiyordu. O da öyle yaptı ve dil deneylerinin yolunu açtı. Fransızca yazan Mağripli yazarlar tarafından derinlemesine tartışılan konu, Souffles vasıtasıyla hem Fransızca hem de Arapça olarak yeni kuşağa ulaştı. Tartışmanın merkezinde bağımsız Fas’ın yeni yazarlarının hangi dilde yazacağı sorusu vardı.[10] Laâbi’nin Souffles‘un ilk sayısında verdiği yanıt değerini bugün de kaybetmemiştir: “Şairin dili,” diye yazmıştı, “her şey bir yana, ‘kendine ait olan bir dildir,’ kendi yarattığı dildir.” Çevirileri ve işbirliklerini destekleyen Souffles’un edebi üretimi Fransızca ve Arapça diye ikiye bölmemek gibi kıymetli bir özelliği vardı; zira söz konusu iki dildeki üretim ve kültür, ortak bir zeminde köken bulan tamamlayıcı bir tarihsel gerçeklikti(r) ve öyle de görülmüştür. 

Laâbi’nin kararlı çalışmaları olmasaydı Souffles hayata geçemezdi. Şiirdeki yeteneği ve coşkusu kadar, zihni de sıkı çalışıyordu. Görevinin farkındaydı.  Souffles, “j’accuse …” diye başlayan, Fas’ın kültürel durumuna ilişkin sert bir suçlamayla açılıyor ve ulusal kimlik ve kültür sorusuna odaklanıyordu; fakat “Mağripli, Afrikalı, Avrupalı ve başka milletlerden yazar dostlarımızı mütevazı girişimimize katılmaya davet ediyoruz,” demeyi de ihmal etmemişti. İleri görüşlüydü. Çok geçmeden Avrupa’dan ve Mağrip’ten mektuplar geldi. Tunuslu yazar Albert Memmi, “bu yayını bekliyor, bir gün hayata geçmesini umuyordum,” diye yazmıştı. Driss Chraïbi, “derginiz harika!” diyordu; Cezayirli yazar Mouloud Mammeri de “genç” dergiye kucak açmıştı.  Üst kuşağın üç büyük yazarından böyle bir destek gelmesi önemliydi. Yeni kuşağın sözcüsü olan dergi, eserleriyle hem yerel feodalizme hem de yabancı istilasına isyan eden (Chraïbi ve Cezayir’den Kateb Yacine gibi) yazarlardan yana bir konum almıştı. Souffles‘da yayınlanan yazarların eserlerinin genç okuyucular için ne ifade ettiği büyük önem taşıyordu. Dil sorunundan dolayı (edebi Fransızca, Klasik Arapça ve sözlü Berberi geleneği arasında) elleri kolları bağlandığından, uzun zamandır hislerini, kederlerini, öfkelerini ve umutlarını bastırmışlardı. Artık her biri kendi dilini yaratabilecek, yerel ağızları kullanabilecek, deneyler yapabilecek ve “haykırabilecekti.” Nissaboury bunu “poésie chacaliste” yani çakalın feryadı diye adlandırıyordu. Ancak la poésie chacaliste tabiri çok geçmeden gençliğe dair bir espriye dönecek ve (başta Laâbi olmak üzere) şairlerin tümü şiirsel olgunluğa ulaşacaktı.

Üçüncü sayıda bir comité d’action‘dan bahsedilmektedir. Kurulda; Ahmed Bouanani, Nissaboury, Abdallah Stouky, Cezayirli şair Malek Alloula ve Fransız şairler Bernard Jakobiak ile André Laude bulunuyordu. Sıkı bir entelektüel ve müthiş bir öykü yazarı olan Bouanani’nin yazdığı nefis şiirler, sonrasında Les Persiennes adlı antolojide yer almıştır. Kendisi, halk şiirinin yalnızca etnologlar tarafından incelendiği bir dönemde konuya ilişkin dikkat çekici makaleler de yazmıştı. Kuruldaki isimler yıllar içinde biraz değişecekti. Laâbi’ye ilk destek verenlerden biri olan, La Mille et Deuxième Nuit adlı kitabın etkileyici yazarı Nissaboury, 1969’a dek üye olarak kalmıştır. Kazablanka Grubu’ndaki ressamlar da kuruldaki görevlerini aynı şekilde sürdürdüler. Süreç boyunca dergiye katkıda bulunan çok sayıda kişi arasında, Mostafa Lacheraf (Cezayir); Azeddine Madani ve Mohamed Aziza (Tunus) ile Abdallah Laroui ve Abdelkhébir Khatibi (Fas) gibi seçkin yazarların da adlarına rastlarız. Etel Adnan (Lübnan) imzalı uzun bir şiir ve (Jeanne-Paule Fabre ile benim kaleme aldığımız) birkaç eleştiri yazısı dışında, Souffles‘da kadınlara pek rastlanmıyordu.  Ancak kendi kitap, dergi ve etkinlikleriyle meydana çıktıklarında kadın şair ve yazarlar da yeni fikirlere zemin hazırlamış bir deneyim olarak Souffles‘u kaynak almışlardır.

Abdellatif Laâbi’nin portresi, La poésie palestinienne de combat, Éditions Atlantes (Kazablanka), 1970


Mostafa Nissaboury, Plus haute mémoire, der. Collection Atlantes (Rabat), Nisan 1968, kapak tasarımı Mohamed Melehi

Abdellatif Laâbi, L’oeil et la nuit, Édition Atlantes (Kazablanka), 1969, kapak tasarımı Mohamed Melehi

Souffles‘un her sayısı Laâbi tarafından yazılmış bir notla başlıyordu. Sayısız “acil mesele” vardı. Din bir sorun teşkil etmiyordu; değişikliklere ve laik bir yaklaşıma açık kadim ve bilge Mağrip İslamı açısından henüz köktencilik gibi bir mesele yoktu. 1967’de, Laâbi ve şair arkadaşları, şiir okumaları düzenlemenin yanı sıra, Melehi’nin de desteğiyle, Jakobiak, Laâbi, Nissaboury ve Alloula tarafından hazırlanmış kitapçıklar ve Laâbi’nin L’oeil et La Nuit adlı kitabını içeren Atlantes adlı bir yayın dizisi oluşturdular. 1968’de Souffles (Laâbi’nin yazdığına göre) “bazı sanatçılar, akademisyenler, çeşitli bilim dallarında ve teknik konularda uzman kişiler, öğrenciler…” tarafından hayata geçirilen ulusal bir kültür derneği ağının (Action et Recherche Culturelle) yaratılmasına katıldı. Bu önemli ve iddialı projeye siyasi partiler de dahil olmuşlardı. Souffles, gözüpek bir şekilde Mağrip dünyasının diğer bölgelerine uzanan bu ilk kültür etkinliklerinde coşkuyla yerini aldı. Faslı ünlü entelektüel Abraham Serfaty ile işbirliği Tahar Ben Jelloun ile olandan daha anlamlı bir hale gelmişti. 1972’de Laâbi ile birlikte hüküm giyen ve sonrasında hapse atılan Serfaty 1991’de serbest bırakıldı. Filistin’e adanmış on beşinci sayı (“Pour la Révolution Palestinienne”) ile birlikte Souffles‘un tasarımı, kapağı ve formatı değişti. Laâbi’nin dergisi “devrimci Fas hareketinin organı”[11] haline gelmişti. Bu radikal bir değişimdi. Jakobiak’ın tabiriyle, “idealist bir cömertlik,” “insanı kopuşa götüren ve dünyayı iyi ve kötü diye ikiye bölen bir şeydi… Coşku dindiğinde geriye diyalektik materyalizmden yana olanlar ve olmayanlar diye iki grup kalmıştı”. Souffles‘un ilk dönemine katılmış ressam ve şairler bu yeni çizgiyi izlemediler (ya da yeni comité d’action‘a kabul edilmediler). Sancılı bir tartışma ortamında, yaratıcı grup siyasi gruptan ayrıldı. Kültürel bir hareket için normal bir sonuçtu bu. Modern tarihteki diğer avangart grupların başına da aynısı gelmişti. Özgür ve bağımsız ürünler vermeye baş koymuş kişiler siyasi partilerin dikte ve jargonlarına direnirler. Öte yandan, yeni bir dünya görüşüne kavuşabilmek için ideolojinin de entelektüel ve şairlere ihtiyacı vardır. Souffles cömert bir şekilde üzerine düşen katkıyı yapmıştı. Sonrasında, Fas’taki siyasi durumun yanı sıra, dönemin başlıca devrimci mücadelelerine (Angola, Güney Afrika, Mozambik, vs.) ilişkin sürekli belgeler çıkardı. “Bağımsızlığa ihanet edilen” (Laâbi) sorunlu bir dönemde, Souffles‘un yeni rotası, halkın siyasi açıdan bilinçlenmesi bakımından önemliydi. Fakat sanat ve şiirin özgürce ifade edilmesi de devrimci bir enerji getirmiş ve halkın bilinçlenmesi için faydalı bir değişiklik başlatmıştı. Souffles‘un ilk dönemi ve Kazablanka Grubu ile işbirliği olmadan bunlar mümkün olmazdı; Fas ve Mağripliler eksikliği kesinlikle hissederlerdi. Bundan dolayı bugün Souffles hakkında yazan genç kuşak, dergide yer almış ve haksızlıklara direnecek yürekliliği göstermiş entelektüellerin yanı sıra, yaratacak ve yenilikler getirecek cesareti göstermiş sanatçı ve şairleri de hayranlıkla izlemekte ve anmaktadır.[12]

İngilizceden çeviren: Gülin Ekinci

PDF olarak indir

[1] Bu metin springerin dergisinin Sonbahar 2006 tarihli sayısında yayınlanmıştır (springerin 12, no. 4, ss.50-55). Tekrar yayınlamamıza izin verdikleri için Toni Maraini’ye ve springerin‘e teşekkür ederiz.

[2] Marc Gontard, “La littérature marocaine de langue française,” ve Bernard Jakobiak,

Souffles de 1966 à 1969,” Europe (Haziran-Temmuz 1979)  içinde, s. 107d. ve ss. 117-23.

[3] Abderrahmane Tenkoul, “Les revues culturelles,” Regards sur la culture Marocaine içinde, no. 1 (1988), ss. 8-13.

[4] Gontard, “La littérature marocaine,” s. 107.

[5] Germain Ayache, Les écrits d’avant l’Indépendance (Kazablanka, 1990).

[6] Ben de üyeler arasındaydım  ve grubun deneyimleri hakkında 1964’ten beri yazmaktayım; örneğin bkz.: Toni Maraini, Écrits sur l’art, 1964-1989 (Rabat, 1990).

[7] Lahsen Mouzouni, Le roman Marocain de Langue Française (Paris, 1987), s. 71.

[8] “Sömürgecilik etkisinin ardından kimiz biz?” sorusuna cevap vermek üzere, hem sömürgeciliğin hem de ulusal burjuvazinin bir kenara attığı kökensel değerlere, yani sözlü geleneklere, Berberi ve Arap halk şiiri, sanatı ve kültürüne geri dönülmesi gerekmişti. Fas’taki bu mirasa ilk odaklananlar, Kazablanka Grubu’ndaki, geleneksel halk sanatlarının öz ve estetik açısından modern ante litteram olduğu iddiasını taşıyan soyut sanatçılar olmuştu.  Kolonyal etnografi bu sanatları esas almıyor, ikincil bir konuma yerleştiriyordu; oysa Paul Klee ve Walter Gropius gibi, Kazablanka Grubu açısından da, kırsal bölgelere özgü bir halı başlı başına bir resimdi ve zanatkar da sanatçıydı.  Souffles şairleri de bu görüşe katılıyorlardı. Aynı zamanda, yirminci yüzyılda her anlamda varlık göstermeye de kararlıydılar; yeni dil ve fikirlerle deneyler yapıyorlardı ve tüm dünyadaki şair ve sanatçılarla ortak evrensel değerlere sahiplerdi.

[9] Guérilla linguistique terimi ilk olarak Mohamed Khaïr-Eddine tarafından Moi L’aigre (1970) adlı otobiyografik romanda kullanılmıştır.

[10] Fransız sömürgeciliğinden bağımsızlık kazanıldıktan sonra Arapça 1956’da resmi dil ilan edilmiştir.

[11] Gontard, “La Littérature Marocaine,” s. 107.

[12] Bkz. “Revue: Souffles Coupés” [Editorial], Tel Quel içinde, No. 148, 2004, s. 23.

2018-11-30T19:38:25+00:00